Uzun süreden bu yana gündemde olan Tersane meselesi mecliste görüşüldü ve karara bağlandı. Komisyondan gelen rapor Tersane için ret yanıtını içeriyordu. Ne varki mecliste işin rengi değişti ve Tersane için grup kararı alan Cumhur İttifakı kabul oyu kullandı. Yani komisyonda sayıca üstün olmalarına rağmen ret çıkan kararı grup toplantısında revize eden Cumhur İttifakına bağlı meclis üyeleri, Tersane’nin yapılmasında bir sakınca olmadığı yününde el kaldırdı. Anlayacağınız komisyonda oluşan çatlağı, grup toplantısında sıvadı.

Tersane kararı 41 kabul 30 ret oyu ile meclisten geçti. CHP’de bu konuda çekimser iki oy vardı. O isimler de Seçer’in seçim öncesi çok güvendiği ama seçimden sonra yol ayrımına gittiği iki isimdi. Her ne kadar iki çekimser oy Tersane için matematiği değiştiremeyecek olsa da, CHP grubunda çatlağa neden oldu. Çünkü çekimser oyun anlamı iktidarda da olsan, muhalefette de olsan hayır demekti.

*****************

Bizimde kafamız karışık meclistekiler gibi..

Tersane 20 yıllık bir mesele ama ilk kez bu kadar ciddi bir şekilde tartışılmaya başlandı.   İçeriği kamuoyuna yabancı. Ekolojik zararları, ekonomik faydalarının önüne geçebilecek düzeyde mi iyi etüt edilebilmiş değil. Yine gri bir ortam bizi bekliyor.

Alışkınız, çünkü alacakaranlık kuşağında bu kent.

Nükleer ve balık çiftliklerinde de yaşadı bu süreci.

Nükleer’in teknolojik altyapısını, geçerliliğini ve ekolojik tahribatını tartıştık ve halada tartışıyoruz. Balık çiftliklerinin üretim teknolojisini, yerleşim mesafesini ve deniz kirliliğine etkisini çözümleyemedik hala. Şimdi de, Tersane’nin teması  yapım mı, bakım mı diye tartışacağız.. Göksu deltasına yerleşmiş olan kuş cennetine,  ,kentte  elde kalan tek turizm lokasyonu olan Taşucu’na zararı olur mu diye kafa patlatacağız.

Tartışmayacağımız tek nokta ise şu.

Bu üç sektörel çalışmadan elde ettiğimiz iki önemli veri var..

Birincisi kentin ekolojik sağlığına uzun vadede sunacağı etkinin risk taşıması.

İkincisi ise , kim ne derse desin Mersin’in Turizm’den ilkesel olarak vazgeçmesi.

*******************

Velhasıl kelam..

Nükleer Santral, Balık Çiftlikleri ve şimdi de Tersane.

Toplumun güncel ihtiyaçlarının ve önceliklerinin, değer yargılarına ne derece baskı kurduğunun açık kanıtıdır aslında.

Kısa vadeli ve palyatif kazanımların, uzun vadeli hedef ve beklentilerin sabrına ve sebatına çelme takmasıdır.

Yani ekmek parasının, oksijene ve ekolojiye meydan okumasıdır.

Çünkü para en çok yaşarken, oksijen ise en çok son nefesinde insana gereklidir.

O yüzden istihdam, ağaçtan da, sudan da, topraktan da evladır bu memleket için..

Meselenin özeti budur.