Bazı kentleri, merkezden uzak bir siyasi kültür yönetir.

Ve bazı ilçeler de kentin önüne geçer ve merkeze yerleşirler..

Bu açıdan bakıldığında  Mersin’in siyasi merkezi de uzun yıllardır Tarsus olarak görülür.

Hatta siyasilerin seçim arenasında “bir tarafım Tarsus’lu” dediği kadar baskın ve etkilidir bu kültür..

Peki ya neden ?

Tarsus’ta bir medeniyet vardır. Feodal bir yapı vardır. hiyerarşi ve bir disiplin vardır.

Siyasetçileri aynı zamanda ağadır, ağabeydir.

Sadece yoldan geçerken sağına soluna bakar Tarsus’lu, siyasetçisinin yönü ilgilendirmez onları.

Kafa kağıdında Tarsus yazması yeterlidir onlar için.

****************

Tarsus Belediye meclisi toplantısında bir önceki gün ilginç bir şey oldu. CHP’li 12 meclis  üyesi Başkanlarının istediği imza yetkisine ret oyu kullandı.Bu 12 ret oyu  Başkanla parti teşkilatı arasında yaşanan soğuk savaşın matematiksel olarak açığa çıkmasının ilk işareti ve sonucuydu.

CHP’yi zor duruma düşüren ilginç ama bir o kadar da beklenen gelişmenin kahramanı tabi ki Haluk Bozdoğan..

Tarsus’un siyasi lideri Bozdoğan, Uzun yıllardır doktorluk yaptı. Nevi şahsına münhasır birisi. Seveni çok. Mesleği gereği dokunduğu insan fazla. Uzun yıllar sonra Tarsus’un siyasi rotasını değiştiren isim…  Yani Bozdoğan, uzunca bir süre MHP’nin elinde olan Tarsus’ta seri mağlubiyetler alan CHP’nin seçim sendromunu ve buna bağlı olan psikolojik eşiği de atlatmasını sağlayan bir siyasetçi.

Böylesine bir başarın elde etmiş, nitelikli ve çok sevilen bir siyasetçi neden bu kadar tartışmaların odak noktasında.?

Siyasetin temel kurallarıyla bir sorunu mu var Bozdoğan’ın?

Fazla mı romantik?

Biraz açalım konuyu.

Seçim dönemine gidelim..

Bir kere Tarsus’un kendisinden başka bir isimle kazanılamayacağını biliyordu Bozdoğan.. Elindeki en büyük materyal buydu bana göre. Bir önceki seçimi kaybetmişti ama bu seçimde Kocamaz’ın Şevket Can ile ters düşmesinin avantajını ve  siyasi konjonktürün elverişliliğini kullandı. Birde Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in Tarsus’lu olması ona hayat öpücüğü oldu. Bu kadar avantajlı bir süreçte o koltuğa oturmaması CHP’nin Tarsus’la ilgili hedeflerinin sonu olurdu açıkçası.

Bozdoğan şu ana kadar çizdiği profille siyasetini parti hiyerarşisinden uzak tutmaya çalışıyor. İlk bakışta bunun son derece doğru olduğu kanaati uyanabilir sizde. Ama bu tavır kendisini partinin üstünde yada partiler üstü görme hakkını vermez Bozdoğan’a.. CHP Genel merkezinde düzenlenen aday tanıtım toplantısına katılmak yerine, Tarsus İdman Yurdu tribünlerinden poz vermekle halkçılık anlatılmaz. İl danışma Kuruluna katılmamakla, “benim danışacağım kimse yok” mesajı verilmez mesela.. Ve meclis üyelerinin çağrısına rağmen grup toplantısına katılmamakla, terbiye edilmez parti grubu..

Bozdoğan Tarsus’ta kendi adına değil partisi adına önemli bir başarı elde etmiştir. Bunun farkına varmalıdır.  Mecliste imza yetkisine ret oyu vermek için kalkan o 12 elin ne anlatmak istediğini de anlamalıdır. Parti teşkilatı ile yaşadığı sorunu hizmet alanlarına yansıtacak şekle büründürmeden kendine ve parti grubuna hakim olmalıdır.  Belediyecilik koordinasyon ve konsantrasyon işidir. Egemenlik yada üstünlük kurmak isterken, ikisinden de mahrum kalabilir Bay Başkan ve  mağdur bir halk yaratabilir farkında olmadan..

 

Romantik bir devrimcidir Bozdoğan..

Doğrularının gerçeklere mağlup olmasını hazmedemez.

Ancak bunu bir mağlubiyet olarak görmediğinde zafer onun olacaktır.

Ve gerçeklerle yüzleştiği an kendi devrimini yapacaktır.