Sanayi devrimi ile başlayan ve günümüze kadar devam eden bu çağda, ‘ insanın artık yolcu konumunda değil pilot konumunda olduğu’ söylenir. Yani artık ekosisteme uyum sağlayan değil, ekosisteme hükmetmeye çalıştığımız zamanı kapsamaktadır.

Dünyadaki 8.7 Milyon canlı türünden sadece biri yani insan, geriye kalan diğer tüm canlı türlerinin %25’inin neslini doğrudan ya da dolaylı olarak tüketti. Yine ortaya çıktığı günden beridir insanlık, vahşi hayvanların %83’ünü, bitkilerin ise yarısını yok etti. Özellikle Antroposin çağına girdiğimizden beridir; Son 100 yılda insan, nüfusunu dört katına çıkardı, kent nüfusunu 5 milyar arttırdı ve yine son 100 yılda enerji tüketimini 6 katına çıkardı. Son günlerde gündemimizde yer alan virüs’ e benzer bir yöntemle sadece ürüyor, artıyor ve çevremize zarar veriyoruz.
Bir çok bilim insanın, iklim savunucularının ve sivil toplum örgütlerinin uyarılarını kulak arkası ettik. Şimdi o kulak arkalarına maske takarak umursamaz tavrımızla zarar vermeye devam ediyoruz. Yıllarımızı verdiğimiz projelerimizin doğa tarafından tek bir hamle ile yerle bir olduğuna bir çok kez şahit olduk ama uslanmadık. Evrende, eve gelen küçük misafir çocuğu gibiyiz, sürekli bir yerleri karıştırdık ve karıştırmaya devam ediyoruz. Ama evren her zaman bize evin asıl sahibinin kim olduğunu üzerek, acı çektirerek ve kaybettirerek öğretti.

İçinde bulunduğumuz Antroposin çağı, beraberinde hızlı tüketim ihtiyaçlarını da getirdi. Doğadan uzaklaştıkça temel tüketime daha çok ihtiyaç duymaya başladık. Bu ihtiyaçları karşılamak için de sanayiyi kullandık. Daha çok ihtiyaç oluştukça daha çok sanayiye sığındık. Yeşilden uzaklaştıkça, demir pasının kızıllığında bulduk kendimizi. Doğal üretim, tüketim karşısında yetersiz kalınca oluşan talebi karşılamak için şimdiki laboratuvar üretimlerine sığındık.
İnsanlık olarak yaşadığımız bu zorlu süreçler elbette geçip gidecektir. Hayat endişelerimizin üzerine bir yenisi daha eklemiş bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz. Bu süreci zorlu süreci deneyimlemiş insanlar olarak şunu bir kez daha öğrendik, ‘ İnsan hükmeden değil uyum sağlayan olmalıdır.’
Ekosisteme ve doğaye zarar vermeden, yaşamımızı sürdürmeye çalışmalı ve bize ayrılan süresinde, sadece doğanın nimetlerinden faydalanmaya çalışmalıyız.

Bir çok çağa şahit olmuş insanlığın doğayı en çok katlettiği çağın Antroposin çağı olduğu artık kabul edilmeli. Gelişmişliğimiz bize her zaman daha büyük sorumluluklar getirmektedir. Bu çağa uyumlu bazı yeni kanuni yaptırımlara ihtiyacımız oluştu. Örneğin, artık tüm dünya ülkelerinin kabul edeceği, Ülke kanunlarının üstünde yeni kanuni yaptırım biçimi oluşturulmalıdır. Doğaya ciddi oranda zarar veren kişilerin, kurumların hatta ülke yönetimlerinin ulus üstü bir yargı sistemi ile yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.

Çünkü küreselleşen dünya da artık ekosistem suçu bireysel veya ulusal değil, evrensel bir suçtur. İnsana karşı Doğa ananın avukatları yine insanlar olmalıdır.