Akdeniz Belediye Başkanı M. Mustafa Gültak, konuk olduğu Radyo Metropol’de, Mersin
Büyükşehir Belediyesi’nin Mayıs ayı Birinci Olağanüstü Meclis Toplantısı’nda yaşanan
tartışmaları değerlendirdi. Siyasette tansiyonun bazen yükselebildiğini ifade eden Başkan
Gültak; “Tabi tansiyonu kimin yükselttiğini, ortamı kimin gerdiğini iyi süzmek, iyi bakmak
gerekiyor. Cımbızla bazı şeyleri çekerseniz belki Mustafa Gültak o an için çok sinirli ve agresif
gözükebilir.
Ama Meclis’i baştan aşağı seyrettiğinizde, Meclis’i kimin gerdiğini kimin tansiyonu yükselttiğini,
kimin bu yönde strateji yaptığını ben tüm kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. Yine de eğer biz
Mersinlileri, Mersin’de yaşayan insanları üzdüysek hepsinden özür diliyorum. Ben sessiz sakin,
mütevazılıği ile öne çıkan bir insanım. Ama demek ki bazen haksızlıklar karşısında veya yapılan
yanlışlar karşısında, vatandaşın hak-hukuku olduğu için dayanamayıp bazen sinirlerimize hakim
olamıyoruz” diye konuştu.
“Borçlanma ne için istendi açıklansın istedik”
Açıklamasında; geçen yıl verilen borçlanma yetkisini de anımsatan Başkan M. Mustafa Gültak,
“Bize, borçların çevrilebilmesi ve yeni hizmetlerin ortaya çıkarılması vaat edildi. Biz borçlanma
esnasında hep şunu söyledik; ‘Bu paraları nereye harcayacağınızı, neler yapacağınızı bize
söyleyin’ dedik. Bu konuda doğru dürüst cevap alamamamıza rağmen, biz seçilmişlerin önünün
kesilmesini istemedik. Her şeye rağmen o dönem Cumhur İttifakı içinde farklı düşünceler
olmasına rağmen belediye başkanının borçlanması adına oy kullanarak, Büyükşehir Belediye
Başkanımızın önünün açılması için çalıştık. Geçen yıl verdiğimiz paraların nereye gittiği ve yeni
borçlanmanın ne için kullanacağı iyi bir şekilde anlatılırsa, biz, hiçbir belediye başkanının
önünün kesilmesini istemiyoruz dedik. Çünkü bu durum, bir bakıma şehri ve bu şehirde yaşayan
tüm insanları ilgilendiriyor” şeklinde konuştu.
“Aldığımız borçla borç kapatmadık, vatandaşa hizmet sunduk”
Kendisinin de borçlandığını anlatan Başkan Gültak; “Ama ben asfalt, kaldırım gibi hizmetlerde
kullanılmak üzere borçlandım. Yani neden-niçin borçlandığımın adını koydum. Büyükşehir
Belediye Başkanımız, 2-3 ay borçlanma yetkisini kullanmadığını söyledi. Ben ise geçen yıl 10
milyon TL borçlanma yetkisi aldım ve 7-8 ay bu parayı kullanmadım. Faizler iyice düştükten
sonra asfalt, kaldırım gibi ihtiyacı olan mahalleler belirlendikten sonra, 2 aydır o parayı
kullanmaya başlardım. Ayrıca aldığımız parayla borç kapatmadık, sözümüzde durduk.
MESKİ’nin, TEDAŞ’ın çalışma yaptığı çok kritik 8-9 mahallemizde sıcak asfalt, karo ve kilit taşı ile
farklı yerelrde çalışmalar yaparak herkesin beğenisini aldık. Dolayısıyla biz, parayı nereye
kullanacağımızı Meclis kararının içine yazdırdık” ifadelerini kullandı.

“Paranın nereye harcanacağı anlatılsaydı, borçlanma yetkisi meclis’ten geçerdi”
Başkan Gültak; “Geçen hafta sinyali vermiştik. Eğer bizim önümüze Büyükşehir’de istenen 250
milyon TL ile MESKi için istenen 100 milyon TL’nin hangi proje aşamalarında ne için
kullanacağının içerikleri ve özetleri bize anlatılsaydı belki de bu borçlanma geçecekti. Yani
deseydi ki, Anamur’un, Erdemli’nin, Çamlıyayla’nın, Akdeniz’in şu kadar ton afalta ihtiyacı var,
bitüm almam gereriyor ama nakit gerekiyor. İşte Mezitli’nin arıtma tesisleri veya altyapısı için 50
milyon kullanmam gerekiyor gibi…
Büyükşehir Belediye Başkanımız; aynen bizim Meclis’te kararlara geçirdiğimiz gibi bizim
önümüze bir tablo getirseydi, gerçekleştireceği projeleri açıklasaydı, o gün borçlanma yetkisi
geçebilirdi. Geriye doğru bakıldığında Cumhur İttifakı üyeleri olarak, bu paraların nerelere
harcanacağını, bir kısmının orta ölçekli esnafa dağıtılması gerektiğini ve bir kısmının gelir elde
edilmesi için kullanılması gerektiğini anlattık. Ama biz bunların nereye kullanıldığını tam olarak
göremedik” ifadelerini kullandı.
“Bizler de hem borç kapattık hem de hizmet verdik”
Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in, ‘Borç kapattım’ sözlerine de atıfta bulunan Başkan
Gültak; “Borç kapatmak önemli bir şey. Peki, Akdeniz, Tarsus, Erdemli, Anamur belediyeleri borç
kapatmadı mı? Hepimiz borç kapattık. Şu ana kadar 14 ay içinde İller Bankası’ndan her ay
düzenli 2 buçuk ile 3 milyon arası param kesiliyor. Geçmişin borcu bunlar. Ortalama 2 buçuk
derseniz, bunu 14 ile çarptığınızda 30 milyon TL yapar. Ben de 30 milyon TL borç kapattım.
Bizim için 30 milyon çok ciddi bir para. Zira 160 milyon TL mütevazı bir bütçesi olan Akdeniz
Belediyesi’nin bu bütçesinin 5’te 1’ini kullanarak borcu azalttık. Aldığımız parayı da hizmete
çevirdik. Göreve gelir gelmez de ilk yaptığımız şey israfı önlemek oldu. Tasarruf elde ettik. Bunca
tantanaya rağmen gelirimizi yüzde 65 arttırdık. Seçildikten 3 ay sonra, hem Mayıs ayında, hem
de Kasım ayında, bir önceki yılın yüzde 65’inden daha fazla vergi topladık. Akdeniz Belediyesi
olarak, Mustafa Gültak olarak halkımıza, kamuoyuna güven aşıladık, geldiler ve borçlarını
yatırdılar” diye konuştu.
“Psikoloji ile ilgili tartışmada hata ettim, özür dilerim”
Başkan Seçer’in tepki gösterdiği ‘psikoloji’ tartışması ile ilgili de açıklamalar yapan Gültak, “O
gün çok sabırlı olmamıza rağmen bizim de psikolojimiz belki bozuldu. Başkan beye ben o gün o
lafı ederken, şahsını veya kalbini yaralamak adına söylemedim. Yüz yüze geldiğimizde de bu
konuda ‘hata ettim’ derim. Buradan da özür diliyorum, dememeliydim belki o lafı. Ama Başkan
Seçer’in, hem meclis üyelerimizin hem de belediye başkanlarımızın yaptığı eleştiriler karşısında
sabır ve sükûnetle dinleyip, not alacağına; ‘siz dersinizi çalışmamışsınız, kırık not verdim.
Nerenizi doğrultayım? Söyledikleriniz yalan yanlış’ gibi reaksiyonlar verdi. Bu da ortamı gerer.
Bir meseleyi sadece Gültak’ın ağzından çıkan bir kelimeyi alıp cımbızladığınızda Gültak suçlu
olur. Ama Meclisin atmosferini baştan sonra izlediğinizde bunun ne demek olduğunu
göreceksiniz. Yoksa biz kimsenin şahsını yaralama noktasında, kimseyle uğraşma derdimiz yok,
Allah herkese sağlık versin. Ama ortamı germenin bir anlamı yoktu. Ne için yapıldı? Bir strateji
miydi bilemiyorum, kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.
Biz de belediye başkanıyız. Sizin bürokratlarınız, işçileriniz değiliz, şirket yönetmiyoruz. Hâlbuki
benim son cümlem, ‘Bu tür diyaloglar hem size hem bize hem de Mersin’e zarar verir, fayda
vermez’ idi. Eğer başta kendim olmak üzere Cumhur İttifakı’nın tüm üyelerinin amacı Mersin’in
önünü tıkamak olsaydı, önceki borçlanmayı da vermezdik. Böyle bir derdimiz yok. Bizler,
seçilmiş insanlar olarak, paraların nereye kullanılacağını bilmek istiyoruz. Biz bunu
göremediğimiz için borçlanma yetkisini vermedik” ifadelerini kullandı.
“Büyüklerim bana destek verdiği için bu gücü buluyorum”

Toplantıda ayrıca, Başkan Seçer’in, kendisini Cumhur İttifakı’nın önüne attığını da dile getiren
Başkan Gültak, şöyle konuştu; “Sayın Seçer, ‘Ey Meclis üyeleri sizler hiçbir şey yapmıyorsunuz,
her şeyi Gültak yapıyor!’ demeye getirdi. Ama hayır böyle değil. Biz Meclis üyeleriyle entegre
çalışıyoruz. Ben bu gücü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan alıyorum. Ben bu
gücü Mersin’de Ak Parti’inin ve Cumhur İttifakı’nın abisi olan Sayın Lütfi Elvan’dan alıyorum.
Ben bu gücü milletvekillerimizden alıyorum.
Bu destekler olmazsa, ben kimim ki İller Bankası’nın Genel Müdürü ile görüşeceğim ve MESKİ
projelerini kovalayacağım. Benim büyüklerim bana bu desteği verdiği için ben bu gücü
buluyorum. Biz mi Mersin’in önünü kestik? Ankara’da çeşitli temaslarda bulunarak Mersin
Büyükşehir’e önemli kazanımlar sağladık. Kentimizin önünü açacak imar planları için gerekli
görüşmeleri bizzat yaptım ve süreci takip ettim. Biz bir sürü iş yapıyoruz ama bunlar
anlatılmıyor. İktidarın, Mersin’in önünü kesmek gibi bir amacı yok.”
“Diyaloga daima hazır ve açığız”
Diyaloga açık olduğunu da sözlerine ekleyen Akdeniz Belediye Başkanı Gültak, şunları söyledi;
“Örneğin ekmek meselesinden sonra bir telefon görüşmesi yaptık. Onunla ilgili bir operasyon
yapmadığımızı, tabiri caizse arkasından dolaşmadığımızı, engellemediğimizi söyledim. Yoksa ben
diyalog halindeyim. Ben çok kere Vahap Başkanı kendim arıyorum. Büyükşehir’e 2-3 defa gittim
Mersin için. Ben gurur yapmam, yine giderim çünkü bu işler diyalog ile çözülecek. Diyalogsuzluk
olduğu zaman çıkar konuşur, ‘beni engelliyorlar’ dersin ama öyle bir şey yok. Ben kindar bir
adam değilim. Kızılcık şurubu içerim, Mersin için her şeye katlanırım. Yeter ki öğrenci gibi bize
ders verilmesin. Bizler öncelikle kamu yararını ve Mersin’in geleceğini düşünüyoruz.”