Başkanlık sistemi TBMM'nin hem yetkilerini elinden aldı, hem de reytingini düşürdü..
Boylece Parlementer sistemin yasam alani degisti..
Yerel idareler ve belediye meclisleri demokrasinin ve cok sesliliğin merkezi haline geldi..
Ozellikle CHP'nin belediye başkanlığıni aldigi kentlerin meclisindeki artimetik, merkezi hükümetin en onemli siyasi kozu haline geldi.. Yani Cumhur ittifakina bagli uyelerin çokluğu, mecliste alınacak kararların belirleyicisi oldu..
Bu kentlerden biri de Mersin'di..

Ozellikle borclanma meselesi meclisin gundeminde bir kez daha en cok tartisilan konu oldu.. 2019 yilinda aslinda hayır denilmesine rağmen AKP grubunun cekimser oylariyla kılpayı meclisten gecen borçlanma meselesi , dün yapılan Mecliste yine siyasi bir mulahazaya dönüşerek rafa kalktı..

Cumhuriyet tarihindeki hükümetlerin ve yerel idarelerin butce denkliğini saglamak icin yaptiklari rutin bir uygulama olan borclanma neden bu dönem meclislerin uzlasma saglanamayan ve sinir harbi yaratan konusu oldu..?

2017 ve 2018 yıllarında Burhanettin Kocamaz'in iki kez 300 milyonun ustundeki borçlanma talebine donemin meclis uyeleri "once harcadiklarinin hesabini ver ' mantığıyla neden yaklasmadi ?

Gecen yil MHP'nin net tavrina rağmen, çekimser kalarak borclanmanin önünü acan AKP'li üyeler simdi neden ret cevabını kürsüden haykırdı? O donemdeki akılcı, sağduyulu ve kentin önünü açan tutumunu neden degistirdi?

Açıkçası bu "harcadiklarinin hesabını ver" demekten ziyade siyasi bir hesap kesimi ve ekmek meselesinin rovansiydi bana gore..
Ve bu da bekleniyordu..

Birtakim kisiler Vahap Seçer'in ret cevabını alacağını bile bile borclanma meselesini meclise getirdiğini soyledi.. Bekleyebilirdi dendi..Meclisi ileri bir tarihte yapabilirdi.. Borçlanma talebinin şartları oluşmuş olmasına rağmen farzedelim ki bu tez doğru.. Buna rağmen her iki borçlanmaya da ret cevabını veren meclis üyeleri siyasi materyalleri kullanırken, Seçer'in siyaset yapma hakkini kullanmasi dogal bir sonuc ve stratejiydi bana göre.. Çünkü bu meselede rekabetin kurallarını hızmer degıl siyaset belirliyordu..

Gelelim meclis hallerine..
Gerginlik, atışmalar, gondermeler ve isyanlar..
Uzerinde cok konuşulacak bir meclisti..
Vahap Secer'in ‘Ankara'dan Mersin Yönetilmez’ cumlesi günün manşetiydi..
Mahmut Tat'in manda ve tavuk siyaseti..
Mustafa Gültak'ın psikolojik tahlili..
Atsiz Afsin Yilmaz'ın ‘isciye uzanan eller kırılsın’slogani..
Muketrem Tollu'nun , Seçer'e YOL'a gel (!l daveti..
Mevlüt Ekmekci'nin tepeden tırnağa teşekkür ziyafeti..

Yasananlar arasinda en ilginc ve düşündürücü olani da Mezitli Belediye Baskani Neset Tarhan'in barışçıl bir mesaj gibi görünen ama alt metninde savaş borusunu öttürdüğü andı.. Secimler oncesi meclis uyelikleri ile başlayan Secer ile Tarhan arasindaki kırılma, Mezitli ilce kongresinde bir catlaga , dünkü mecliste ise adeta bir depreme dönüştü.. Meclisin tartışma üslubunu begenmedigini gerekce gösteren Neset Tarhan, koluna Tarsus Belediye Baskani Haluk Bozdoğan'i takarak salondan ayrıldı.. Vahap Seçer’i savaş sathı mahallinde yalnız bırakan bu hamle bana , Maradona’nın 1986 yılında İngiltere kalesine elle attıgı golü hatırlattı. Futbol tarihine Tanrı’nın eli olarak geçen bu golü hakem geçerli saymıştı, ama herkes bunun gol olmadığını gördü..

Uzun lafın kısası bu meclis, Mersin’i ağır bır sıyası travmanın eşiğine getirdi..
Borçlanmayı zaruret görenlerle keyfiyet görenlerin mücadelesini yine Mersin kaybetti..
Davul ıle tokmağın ayrı ellerde olduğu bir Meclis’ten kimse düğün beklemesin bundan sonra..