Uluslararası Sütçülük Federasyonu’nun (International Dairy Federation - IDF) kararıyla, 1956 yılından bu yana her yıl 21 Mayıs, Dünya Süt Günü olarak kutlanıyor. Türkiye'de de 21 Mayıs Dünya Süt Günü ile 21-26 Mayıs tarihleri arasındaki Dünya Süt Haftası’nda düzenlenen etkinliklerle, toplumda süt ve süt ürünleri tüketiminin sağlığa faydaları konusunda farkındalığın artırılması amaçlanıyor. 

Türkiye’de süt üretimi ve kayıt dışılık 

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, 21 Mayıs Dünya Süt Günü dolayısıyla bir açıklama yaparak, Türkiye’de süt üretiminin 2017 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 12 artarak 20 milyon 700 bin tona yükseldiğini söyledi. 

Üretilen sütün yüzde 90,6’sı gibi büyük bir bölümünü inek sütünün oluşturduğunu vurgulayan Kopuz, "Çiğ süt üretimi 20 milyon 700 bin tona çıkarken, süt sanayi işletmeleri tarafından toplanarak, süt ve süt ürünlerine işlenen inek sütü miktarı geçen yıl 9 milyon 111 bin tonda kaldı. Görüldüğü gibi üretilen çiğ sütün yarısı dahi süt sanayine gitmiyor. Bu da sektörde kayıt dışılığın ne kadar yüksek olduğunun göstergesi. 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ancak hastalıktan ari işletmelerden elde edilen çiğ sütün ambalajlı olarak marketlerde satışına izin vermesine rağmen, bugün hala sokak sütçüleri eliyle, nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye satıldığını görüyoruz. Beklentimiz; marketlerde çiğ süt satışına izin verildikten sonra bu tür toplum sağlığı için risk oluşturan satışların önlenmesi, tüketicilerimizin de bu tür ürünlere rağbet etmemesidir" dedi.

"Ambalajlı gıda, sağlıklı gıdadır" 

Sütün her yaş grubunda ama özellikle çocukluk çağındaki tüketilmesi gereken gıdaların başında geldiğini vurgulayan TGDF Başkanı Kopuz, Dünya Süt Günü mesajında sağlıklı, kaliteli, ambalajlı süt ve süt ürünlerine yönelik bilim dışı iddialara da değindi.

Şemsi Kopuz, şunları kaydetti: "Süt ve süt ürünleri tüketiminin sağlık açısından herhangi bir risk oluşturmayacak şekilde gerçekleşmesi, ancak ve ancak bu riskleri sıfırlayan ambalajlı ürünlerin tüketilmesi ile mümkündür. Gıdaları her türlü dış etkenden, bulaşıdan koruyan ambalaj, gıdada güvenli tüketimin garantisidir. Söz konusu gıda, hayvandan sağıldıktan kısa süre sonra soğuk zincire alınmadığı takdirde bakteri oluşumu için uygun ortam sunan süt ise ambalajın önemi daha da büyük. Bugün Türkiye süt sanayinde kayıtlı, onaylı olarak faaliyet gösteren işletmelerde hijyen kurallarına uygun olarak üretilen ve ambalajlı olarak tüketiciye sunulan süt ve süt ürünleri, güvenle tüketilebilir. 

Buna karşılık sokaklarda saatlerce dolaşılarak satılan, üstelik hastalıklı mı, sağlıklı mı hangi hayvandan, nerede, hangi koşullarda sağıldığı belli olmayan sütler, sağlık için büyük risk taşımaktadır. Kalkıp da, bu sütleri satın almayı, tüketmeyi teşvik eden söylemler ise anlaşılır gibi değildir. İnsanımızı, hele hele özellikle de çocuklarımızı süt gibi sağlıklı bir gıdada dahi, ‘sağlıksız bir tüketime’ teşvik etmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu söylemler bir an önce son bulmalı, Bakanlık da ilgili diğer kamu kurumlarıyla işbirliği içinde sadece süt değil, bütün gıdalar için oluşturulan bilgi kirliliğine karşı gerekenleri yapmalıdır. TGDF olarak biz bu konuda, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da tüm çalışmalara destek vermeye hazırız".